Bugün biraz Şövalyelik, Malta Şövalyeleri, Tapınak Şövalyeleri, Tapınak, Kubbet'us-Sakhra gibi ucu bucağı bitmeyen konularda bildiklerimi tazeledim. Bunlar genelde roman okumaktan eğlenceli konular, kimse son zamanlarda romanları bu kadar ciddi yazmıyor.

/Gizli bilgi/ merakı, insanların iktidar hırsıyla paralel. Çok az insanda iktidar hırssızlığı var ve ben onlardan değilim, buna mukabil insanın kudrete erişme hayallerinin ne tür saçmalıklar ürettirebileceğini biliyorum, kendime dikkat ediyorum, inançlarımı neyin beslediğine, neye ne sebepten inanmak istediğime.

Geçmişin, öyle çok uzağının değil, yakın geçmişin bile sadece kabaca bilenebileceğine kanaat ettiğimden beri tarihi sadece çeşitli noktalarından gerçeğe dokuman güzel bir figür gibi görüyorum. Doğru bilgiler barındırıyor olabilir, aynen gökyüzüne baktığınızdaki yıldızlar gibi, ancak bu yıldızları aslan, yengeç, ikizler, boğa diye toparlayan adam ne kadar gerçek aslandan bahsediyorduysa, tarihin anlattığı hikayeler de o kadar, belki azıcık daha fazla kesin gelir bana.

Tarihin önemi bugün için nasıl yorumlandığında yatar. Tarihi olan nesnelerimizin sayısı azaldıkça, daha doğrusu insanların kullandıkları nesneler, kelimeler, ilişkiler, anlayışların tarihi artık en fazla onyıllarla ölçülmeye başladıkça tarihsiz bir toplum da ortaya çıkmaya başlıyor. Bunun iyi mi, kötü mü olduğu konusunda eskiden daha net bir fikrim vardı, ama artık her gününe başka bir adam olarak uyanan birinin bu konuda fazla yorum yapmasının uygun olmadığını düşünüyorum.

Belki de bahsedilen tarihin sonu gerçekten gelmiştir.