Yazmalı mısın? Yaz malı mısın?

Yazıya aktarılan fikir. Artık bir fikir değil. Kelime yumağı. Ben de bir kediyim. Sen daha doğrusu. Ben çıkrıktım. Eğirdim yünden dünyayı, önüne bir ip koydum, artık ne örersin bilemem.

Yazmalı mısın?

Aşk kimsenin tasarrufunda değil diyorlar. Bir bankada değil yani veya bir kümbete gidip define gibi kazıp çıkaramıyoruz. Aşk denildiğinde hep kemikler çıkıyor sağdan soldan. Her çıkan kemiğin eski sevgili denen bir geçit formuna ait olduğu söylenir, gerçek aşka evrimleşen Neanderthal gibi, eski sevgililerin de bir gün Homo Sapiens’e evrimleşeceğini düşünüyoruz. Henüz bulamadığımız bir cins insan.

Genelde hemen hepsi Homo Erectus’a evrimleşir. Sapientia insanın kendinde gördüğü tanrılık kokusu. İnsan bilge olamaz diye bilgelik sevgisi demişler, sophos değil philo sophos, insanın bilgeliği seveceği de büyük bir yalan tabi, gerçek aşk gibi, çok iyimsermişsin Sokrat dayı…

Amca size dayı diyebilir miyim? Baba tarafıyla küstük de geçen kurban bayramı.

İnsan ufak hayatını büyük laflara bağlamak istiyor. Bir şekilde büyüklük arıyoruz. Kralın hizmetkarı olmak veya Lady Gaga’nın posterini asmak veya derin alimlerin kitaplarını okumak veya Allah’ın sözünü dinlemek…\ Ben ufağım, ufak kalacağım diyen insandan kaçıyoruz, ben de kaçıyorum, sen de yazının buraya kadarını okuduğuna göre, kaçıyorsun, kaçmalısın çünkü.

Bizi sadece olduğumuz şey gibi gösteren insanlar ve duygulardan kaçıyoruz, bir kediden daha önemli değiliz, bir böcekten daha bilge olduğumuz da tartışılır, daha doğrusu böceğin bilgeliği daha makul geliyor bana hep. Sadece işiyle meşgul, böcek olmaktan pek sıkılmıyor, uçuyor, kaçıyor, basit yaşıyor, basit ölüyor. İnsan gibi dünyanın altını üstüne getirmeye çalışmıyor. Böcek işte. Kedi veya. Aslan da olabilir.

Kaçıyoruz ama nereye kadar? Daha iyi kaçmak için yazmayı bırakmak istiyorum. Mal daha çok para ediyormuş.