Yatay gelişim, fetih siyaseti gibi, herkesin kullandığı kaynaklardan daha fazlasına sahip olmak. Dikey gelişimse elinde bulunan kaynakları daha verimli kullarak, teknolojiyi geliştirerek üstünlük sağlamak.

Yatay gelişim 300 sene öncesine kadar tek makul siyasetti. Kafası o zamanlarda kalmış olanlar hala rüyalarında atlarına binip batıya, doğuya, kuzeye ve güneye sefer düzenlemekle meşgul.

Dikey gelişimse ilk defa Batı medeniyetinde gördüğümüz türden bir gelişme. Derler ki, İngiltere'de odun bitmiş de, köylüler kömür yakmak zorunda kalmış ve buhar makinesi böyle icad olunmuş. Hikaye doğru olmasa da, genel olarak yatay gelişimin durmasının dikey gelişimi kamçıladığı doğru olabilir.

Bugünkü soru, dikey gelişimin sınırı olup olmadığı. Teknoloji ona yeterince para döktüğünüzde gelişmeye devam eder mi? Bu biraz şüpheli geliyor bana. Teknoloji gelişmeye devam ediyor, ancak eski hızı yok. Yirminci yüzyılın başında uçmaya başlayan insan, hala benzer makinelerle, sadece kendi gezegeninde uçuyor. Bilgisayarlarımızla hala sohbet edemiyoruz ve telefonlarımız hala arayanın kim olduğunu kulağımızdaki kulaklığa söyleyemiyor.

Dikey gelişimin de bir sınırı olabilir. Güneşin enerjisini kayıpsız kullanmayı beceremediğimiz sürece Dünya'dan başka gezegenlere gitmek herhalde mümkün olmayacaktır. Dünya'nın kaynakları da, o kaynakları kullanırken bozabileceğimiz dengesi de sınırlı olduğuna göre, teknolojinin daha da yavaşlayacağını tahmin etmek mümkün.