Kolombiya'nın bir köyünde yaşayan hiç tanımadığım birini affetmeme gerek yok, çünkü hayatımda değil. Affetmek ancak hayatındaysa, zihnini hâlâ meşgul ediyorsa mümkün. İnsan geçmişini değiştiremediği için zihin meşguliyetini azaltmak için affeder. Seninle düşüncemde artık kavga etmek istemiyorum.

Birini affetmek seninle bundan sonra işim olmasını istemiyorum demek. Affetmenin ne kadar gerçek olduğunu bilemeyiz zira, her an affedilmiş olduğu düşünülen bir şey yeniden affedilmiş olmaktan çıkabilir. İnsan kendi zihninin bile hangi defterleri yeniden açacağını bilemez. Bugün kendimi affetmiş sanıyordum, yarın baktım aslında o kadar da affetmemişim. Affedilmiş olandan ricamız hayatımızı işgal etmeye çalışmamasıdır. Ortalıkta görünmezsen ben de seni düşünmemeye gayret ederim.

İnsanlar arasında devam eden ilişkilerde gerçek bir affın mevcudiyetine inanmam zor. Unutmak dedikleri ama gerçekten unutmak, bunama ölçüsünde unutmak mümkün olabilir. Bir yandan hatırlamaya devam edip, bir yandan affetmek ve bir yandan da aynı hayatı paylaşmak hemen hemen imkansız.

Bir sınır çizelim ve herkes o sınırlara uysun bir af değil. Bu yeni bir sözleşme. Eskinin devamı değil, sen bana yanlış yaptın ama bunu gelecekle ilgili planlarıma istinaden görmezden geliyorum demek. O planlar gerçekleşmezse, affın da af olmadığı ortaya çıkacak.

Affedilmişler ancak ortada olmadıklarında affedilmiş kalıyor.