Dünyanın en ünlü heykeli herhalde Michelangelo'nun Floransa'da yaptığı Davud heykeli. Hz. Davud demeli miyim bilmiyorum, çünkü bizim için anadan üryan bir heykelin peygamber heykeli olduğuna inanmak biraz tuhaf.

Hristiyan ve Yahudiler nebi (prophet) olduğuna inanmadıkları için Kral Davud'un böyle somutlaştırılmasına acayip bakmıyorlardır. Dahası bizdeki ve onlardaki peygamber kavramı farklı, peygamberin onlar için antisosyal kahin evliya gibi bir anlamı var. Anlatılan Eski Ahit peygamberleri genelde böyle. Onun için biz (a.s) İsa'yı da peygamber sayıyoruz deyince, adamlar, ooo, İsa hiç peygamber olur mu, bu hakaret sayılır diyorlar.

Bugün David’s Ankles | Davud'un Ayak Bilekleri adında bir yazı okudum. Normalde ne kadar meşhur olursa olsun, bir heykelin zarar görme ihtimali ilgimi çekmez ama yazı güzel bir yazıydı ve kendini okuttu. Heykelin tarihini öğrenince de, kendi beklemelerimi düşünüp, azıcık rahatladım. Heykel Michelangelo onu yapmadan evvel 30 sene bir bahçede beklemiş. Hayatına modern sanat babında, yarı kesilmiş mermer bloğu olarak başlamış diyebiliriz. Heykeltıraşı doğmadan 11 sene önce sipariş edilen bloğun 130km mesafeden getirilmesi 2 sene sürmüş. Bu blok gibi 6 metre yükseklikteki bir mermeri, 1000 senedir kimse kesmiyormuş. Pek çok da şanssızlık, yanlış bakım, kolunun kopması vs. yaşamış bu beşyüz yıl boyunca.

Yazı insanların ilgisini muhtemel bir depremde ayak bileklerinden kopacak olan heykele depreme dayanıklı bir kaide yapılması için çekmeye çalışıyor. Kaidenin yapılması için Türk bürokrasisinden bile beter İtalyan bürokrasisinin keyfinin yetmesi bekleniyormuş kısacası. Bu arada bir deprem olursa dünyanın en meşhur ve en mükemmel heykelinin yıkılması muhtemel.

Bir an, bir müslüman istilasından önceki büyük bir depremde Avrupa medeniyetini temsil eden bu heykelin yıkıldığı bir sahne canlandı gözümde. Sadece film sahnesi tabii.