Dinlediğim ve keyif aldığım müziğin çoğu dini müzik. İlahi, nefes, kaside. Sevdiğim insanların çoğu müslüman. Allah'ın Resulü tarih boyunca en sevdiğim ve saygı duyduğum insan olabilir.

Dün Esra'ya İslam'a olan saygımı da kaybetmemek için müslümanlardan uzak durmaya çalışıyorum deyince komik geldi. İslam'la ilişkim bir wilderness story'ye dönüşmüş durumda. Buna benzer bir dönemi üniversite yıllarında da yaşamıştım. Bir yandan sıkıldığımı farkediyorum. Düşünmek istediğim veya üstüme vazife saydığım konular bunlar olmasın istiyorum. Bir yandan da sabah yapay zekanın modellenmesi üzerine çalışıp, akşam arefe günü okunan bin İhlas'ın faziletine inanmaya çalışmanın getirdiği bir bilişsel uyumsuzluk zihnimi tırmalıyor.

Bir yandan insan günlerinin son yüzyılını yaşadığına inanıp, bir yandan da Kitab'ın tüm gerekli gerçekleri içerdiğine, namazlarına dikkat etmenin ahlaki kurtuluş için yeterli olacağına veya ebedi hakikatin hemen burada elimizde olduğuna inanmak zor. İnsanların bunu nasıl yaptığını gözlüyorum, genelde ikisine de tam inanmadan idare edip gidiyorlar. Onlara seni unutturacak eğlenceler sunacağım.

Bir yandan da Allah'la münasebetimin namazlarımı kaçırmadığım zamanlara nazaran daha derin olduğunu farkediyorum. Bu yabanlık hikayesinde sadece ben varım. Benden başladın. Bana döneceksin. Kulağım insanlara kapandıkça Allah'a açılıyor.

Bir yandan da tabii din dediğimiz sosyal ve sınıfsal bir mesele. Anlamını insanların yaşayış tarzında bulan, ifadesini politikadan, filme, edebiyata ve sair sınıfsal reflekslerde gösteren bir mesele. İslam hiçbir zaman kodifiye edilmiş bir takım kurallardan ibaret değil, politikada başka toplumlarda sosyalizmin gördüğü işlevi de görüyor ama milliyetçiliğe de destek oluyor, bir yandan ülkenin daimi muhalefet bir parti tarafından idare edilmesini sağlıyor, bir yandan depremden sonra yapılan yardımın çoğunun Allah rızası için yapılmasını da teşvik ediyor. AKP'ye koşulsuz düşmanlığın ve koşulsuz dostluğun önemli bir kısmı dini saiklerle harekete geçiyor. Politikanın insanların hayatına anlam veren bir meseleye dönüşmesinin gerisinde de hikayenin bir şekilde Allah'a dayanması var.

Bütün bu düğümlerin bir yerde önümde çözülüvermesini umuyordum. Muhtemelen böyle bir olay hiçbir zaman olmayacak. Ben bütün bu karmaşık dengesizliğin, simülasyon hipoteziyle robotların dünyayı ele geçirmesinin, panteizmin gnostik yorumuyla, İslam'ın tasavvufi yorumunun, falancanın söylediğiyle kendi ilhamımın arasında salınarak günlerimi geçireceğim. Yapamadığımı, olamadığımı, bilemediğimi bilerek.

[Demzen]