Burayı okumasını istemediğim kadın, kadınlar hakkında yazmamı istemiyormuş. Yazdıklarımın travmalarımdan kaynaklandığını ve bu konularda aptal saptal laflar etmek yerine, kendimi yaptırmam gerektiğini söylüyor. Neden gözünü tedavi ettirmek yerine tüm bakışını bozan bu hastalığın sana söylettiklerini etrafa yayıyorsun?

Blogundan kadınlar hakkında yazdıklarını çıkarsak ne kalır acaba? diye de sordu. Açıkçası bilmiyorum ne kalır, hiç öyle bakmadım ama itiraf etmek gerekirse benim de yazmaktan hoşlandığım bir konu değil. Yine de genel olarak önemsiz bir konu diyemeyiz herhalde. Erkeklerin bütün bu medeniyetteki rollerinin gerisindeki motivasyon kadın. Kadın, medeniyeti üreten tarihte görünmediğini iddia edebilir, rolünün inkar edildiğini. Bununla beraber erkekler olarak biliyoruz ki kadınların olmadığı bir dünyada, erkeklerin de birbirini öldürüp yaşamak derdinden kurtulmak dışında bir hayat gayesi kalmazdı. Kadın meselesi mühim yani.

Erkekler ulaşabilecekleri en yüksek mevkiye ve zenginliğe ulaşsalar da kadın konusunu çözmüş olamıyorlar. Normal şartlar altında başarılı ve zenginliğe ulaşmış adamların kadın konusunda hata yapmayacağını düşünürsün ama her gün örneklerini gördüğümüz vakalarda, erkekler bütün bu zenginlik ve kariyerlerini kadın uğruna riske atabiliyor. Konuya bir uzaylı gibi baktığında bu itibar ve güce erişmiş erkeklerin, herhangi bir kadın için kendilerine zarar vermesini, diyelim falanca kadından boşanacağım diye milyonlarca dolar vermesini veya filana aşık oldum diye aldatmasını beklemezsin. Bununla beraber bütün bu olaylar oluyorsa, erkeklerin bütün bu güç motivasyonunun gerisinde (sadece ondan kaynaklanmasa bile) kadınla ilgili bir derdin bulunduğunu söylemek mümkün. Yani kadın konusu her iki taraf için, Türk toplumunun da, insanlığın da en önemli meselesi olabilir. Nasıl yaşamak lazım diye sorunca cevapta kadının ve erkeğin ilişkisi temel bir yer tutuyor.

Bununla beraber söylediklerimin bu kadar kişiselleştirmeye açık olmaması da lazım tabii. Belli birinden bahsetmediğimi, yazdıklarımın çoğunun teorik gözlemlerle alakalı olduğunu da söylemem lazım sık sık. Buranın çok takip edilmediğini, okuyanların da serencamımı aşağı yukarı bildikleri için söylediklerimi mazur görebileceklerini düşünüyorum. Onun için de sosyal bilim makalesi gibi ne kokar, ne bulaşır yazılar yerine daha polemikçi yazabiliyorum. Kimsenin kalbini kırmak veya itham etmek derdinde değilim. Kırılan, üzülen, alınan varsa özür dilerim.