Akranlarımdan daha küçük olduğumu hissediyorum. Giderek daha küçüldüğümü. Çocuklaştığımı. Akranlarıma bakıyorum, kocaman adamlar. Ben bunlarla aynı yaşta olamam. Benden on yaş küçüklere bakıyorum. Onlar bile benden büyük geliyor. Bazı zaman aramızda otuziki yaş bulunan oğlumla aynı yaştaymışım gibi hissediyorum. Bazen de o benden büyükmüş gibi.

Bunun sebebini düşündüm. Grileşen sakallarıma rağmen genç göründüğümü de söylüyorlar ama hissin sebebi görünüşüm değil. Çocukluk hissi, dünsüzlük, yarınsızlık, hepsinin geçip gittiği bir nokta. Denize bakıp gülmek, havaya bakıp gülmek, toprağa bakıp gülmek. Hayatın bizatihi kendisinin namütenahi bir özgürlük olduğu hissi.

Deliriyor muyum diye düşündüğüm oluyor. Mümkün. Yine de bir satıp savıp dünyadan uzaklaşma hali değil benimki. Bu yazıları yazacak, sırf keyif için program yazacak, akşamları sıkıcı toplantılarda bulunup sıkıcı projelerde çalışacak, sokaktaki köpeklerden tiksinip korkacak, çocukları özleyecek ve arada yalnızlık hissiyle burulacak ve sağda solda yazdıklarımın söylediklerimin yaşıma uymayacak kadar münasebetsiz olduğundan çekinecek kadar aklım başımda. Hala fonksiyonel bir insanım. Yine de bütün bunların gerisinde bir çocukluk hissi var. Bugün yeni bir gün. Bu an yeni bir an. Bu nefes yeni bir nefes.

Rabbin melekutu buysa ben razı oldum. İnşallah o da benden razı olur.