İnsan temelde bir analoji makinesi. İnsan başkalarını da kendi üzerinden analojiler kurarar anlıyor. Ben düşünüyorum ve şöyle davranıyorum, o da böyle davranıyor, o halde o da düşünüyor.

Ben seviyorum ve bunu şöyle gösteriyorum, o bunu göstermiyor, o halde o sevmiyor.

Birbirimizin içini açıp bakma ihtimali olmadığına göre eliminizden gelen bu. İkinci derece deliller.

Ben düşünüyorum diye davranışlarına bakıp başkalarının da düşündüğünü düşünmekte bir hata var. Onun davranışları öyle programlandığı için olabilir. Yapay zekada bunu hissediyoruz. Evde dolanan elektrikli süpürgenin bir canı olduğuna ve halıya takıldığında üzüldüğüne inanıyoruz mesela. Halıya takıldığına biz üzülüyoruz ve bunu ona yansıtıyoruz. Düşünmek ve sevmek de böyle, belki karşımızdakinin davranışlarının duygularıyla ve zihinsel yetenekleriyle bir alakası yoktur.

Bu analojiyi elinden aldığımızda insanın diğer insanlar ve diğer robotlar arasında ayrım yapabilmesi imkansızlaşıyor. Robotlar düşünebilir mi veya yapay zekanın şuuru var mıdır gibi soruların aslının insan düşünebilir mi veya yolda karşılaştığımız insanların şuuru var mıdır gibi sorular olduğunu görürüz. İnsan hakkındaki bu sorular da gerçekte cevaplanmış sorular değil, elimizde sadece analojik cevaplar var. Ben düşünüyorum, beynimde şu bölgeler aktif oluyor, hastanın da beyninde şu böylgeleri aktif, o halde o da düşünüyor olmalı.