Yalnızlığın keyifli tarafın kimseye neden yalnız kalmak istediğini izah etmek zorunda olmamak.

Hz. Peygamber yalnız kalmak istediğinde nereye gidiyorsun, yine mağaraya mı gidiyorsun, yoksa mağara deyip başka bir yere mi gidiyorsun diyen bir eşi yokmuş iyi ki. Yalnız kalmak istiyorum dediğinde beni artık sevmiyor musun diye darlayan biri değilmiş Hz. Hatice. Bunların nadir imkanlardan olduğunu insan yaşadıkça öğreniyor.

Bir izah sunman lazım: Neden yalnız kalmak istiyorsun? Yalnızlığın normal durumun olduğunu devamlı anlatman ve bunun karşındakiyle ilgisi olmadığını temin etmen lazım. Çözecek bir şey yok, çünkü mesele yok demen lazım. Tekrar tekrar temin etmen lazım. Buradayım, bir yere gitmiyorum, bak hala buradayım.

Teknoloji mi bizi böyle yaptı? Bilmem. Normal şartlar altında eskiden insanların daha yalnız kalıyor olması lazım. Bir mağaraya çekilince yanında telefon yok. Telegram yok. Akşam canın sıkılınca mesaj atamıyorsun. Kervanla Suriye'ye gidince de öyle. Şimdilerde normal olan iletişim o zamanlar mucizevi. Yaşadığımız çağın yalnızlığı daha çok aranan ve anlaşılan bir yere getirmesi lazımken tersi oldu. Normalimiz artık devamlı konuşmak, daimi bir dopamin pompasıyız birbirimiz için. Birkaç saat mesaj alamayınca aranıyoruz.

Alışamadığım veyahut alışmak istemediğim bir normal. Ya yirmidört saat iletişim içinde olmak veyahut hiçbir şey konuşmamak gereken modern bağlanmalar.