Hikayeler kuran bir adam varmış. Yavaş düşündüğünde kimseye anlatamazmış bunları. Dinleyenlerin dikkati dağılırmış söze dökerken. Zihninde gezinip duran hayaller olarak kalır, onu güldürüp geçip gidermiş.

Hayal kurmayı unutmaktan korkarmış bu adam. Eskiden kurduğu hayallerin onu ne kadar heyecanlandırdığını hatırlar, yeni hayallerinin bunun yanında ne kadar solgun durduğunu görürmüş? Belki demiş, gerçeğin benimle olan derdini çözmeliyim. Zihnimi işgal etmesine izin verdiğim için hayallerim soldu ve beni sadece sadece kendisiyle yetinen birine çevirdi.

Neden hayallerini yazmıyorsun demiş zihinciklerinden biri. Onlara da gerçek kadar saygı göstersen, onlar da sana daha renkli davranır. Olamaz mı?

Olur mu?