Arkaplanda daima ince bir sızı. Kendime gerekli olan buydu diye hatırlatmanın sızıya faydası yok. Çekilecek olan çekilecek.

Gerekli olan nadiren duygularımla bu kadar çatışır. Mecburiyetlerine içinden bağlanmış ve şunu istiyorum derken bile akli mazeretler üretmek zorunda gören biri için kendimle bu çatışma normal değil. Gerekli olan iyidir ve iyi olan gereklidir diyebilirken bir anda istediğinle gereken çatışıyor, ne yapacaksın? sorusuyla karşı karşıya kaldım.

Gerekli olanın bu olduğunu izah etmek zor değil. Geç kaldığıma dair suçlama yapılabilir. Demek ki hiç güldüğü görülmeyen Epiktetos kadar duygularımın sahibi değilmişim. Gereklilikle ördüğüm hayatta sırf istediğim için ne var diye sorduğumda bir süredir verdiğim tek cevaptı. Bu da beni gerekeni yapmakta zorlamış olabilir.

Acul ve aptalca. Ama gerekli.

Her adımda, her nefeste ince ince sızlamaya devam ediyor. Gerekli de bu sızının parçası.

Bazı zamanlar ölüm rabıtasında hayatıma girmiş çıkmış herkesin yatağın etrafında toplanıp cesedimi seyrettiğini düşünürüm. Ne derler? Yüzleri nasıldır? Hangisi ağlar? Hangisi güler? Bugünlerde onun açık gözlerimi kapattığından başka bir şey aklıma gelmiyor.