Featured image of post menfez 144

menfez 144

Sanırım Peterson’ın bir konuşmasındaydı: Bütün fikirler temelde araçtır. Gerçeği araçsız da arayıp bulabilirsin ama bu toprağı tırnaklarınla kazmaya benzer. İnsanın araçlarına gereğinden fazla bağlanması bir sorun olabilir ama onların hiçbir anlamı olmadığını söylemesi de başka bir sorun.

Düşüncelerime tapmaya lüzum yok. Ancak onların hiçbir anlamı olmadığını söylemek de haksızlık olur. Onları nasıl kullanır, hakikati örten bu cürufu düşüncelerin vasıtasıyla nasıl kaldırırsın?

Düşünceye araç deyince, mesela imana da araç demiş oluyorsun. O da çapı ve kalitesi ne olursa olsun bir düşünce. Böyle midir? İman veya dini düşünce bir araç mıdır?

Eskiden imanın her şeyin başı, bütün varlığın anlamı olduğunu düşünürdüm. Bütün dalların birleştiği kök olarak İslam’ı görünce, zihin berraklığı açısından ulaşılmaz bir merhale kaydetmiş oluyorsunuz. Ben bunu faydalı, iyi, doğru, gerekli olduğu için değil, Allah emrettiği için yapıyorum.

Sonra, bütün düşünceler gibi dini düşüncenin de araç olduğuna doğru evrildim. Düşüncelerimin doğru yaşamak diye İslami ideallere bazı açılardan benzese de, ondan farklı bir ideal için araç olduklarına kanaat ettim. Bu aradaki dönüşümün sair sebepleri var: Türkiye’nin dönüşmesi, inandıklarımın, uyguladıklarımın beni yeterince iyi yapmadığına kanaat etmek gibi sebepler.

Doğru yaşamak nedir sorusunu bir defa zaten cevabı verilmiş diye cevaplamayı bırakınca, din, felsefe veya modern düşünceler de dahil olmak üzere her şeye doğru yaşamaya ne kadar hizmet eder diye bakıyorsunuz. Bu görünüşte basit bir fark, yani zaten herkes ne arıyor ki?

Ancak bu sorunun cevabının (en azından kişisel olarak) henüz verilmediğini kabul ederseniz, cevabı tam olarak bilmiyorum demiş oluyorsunuz. Doğru yaşamanın nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum deyince, vazifenizin bir kısmı onu aramak oluyor. Nasıl doğru yaşayabilirim ve bu inandıklarım, düşündüklerim, eylediklerim beni doğru yaşamaya ne kadar götürebilir?

İnsan dini düşüncenin eskimez yeni, değişmez gerçek olduğunu bir defa bir kenara bırakıp, doğru yaşamak için bir araç olduğunu düşünmeye başlayınca, din anlayışı da tamamen değişiyor. Bu aslında normal insanların düşünce yapısı, insanlar radikaller gibi önce bir takım fikirlere inanıp sonra iyi yaşamayı bu fikirler üzerinden tanımlamıyor. Önce iyi yaşamayı bir şekilde, etraflarından, doğal yollarla öğreniyor ve toplumdaki değerleri, öğrenebildiklerini, örnekleri bu iyi yaşamak için kullanmaya çalışıyorlar. Kesin inançlı ile diğerleri arasındaki fark bu.

Şimdilerde bu doğru yaşama sorusuna a priori cevap vermenin, bizatihi doğru yaşamaya aykırı olduğuna kanaat ettim. O sebeple birisi bu soruya dair, cevabı verilmiş gibi bir şeyler anlatınca üzerinde durmuyorum. Bugün nasıl bir adım daha atabilirim? Bugün hayatımı ve dünyayı nasıl birkaç milimetre daha ileriye taşıyabilirim?

Emin Reşah - Her Hakkı Mahfuzdur
Built with Hugo
Theme Stack designed by Jimmy