Zihin dağınıklıyla mücadele derneği. Bende dikkat eksikliği gibi bir şey var sanırım. Teşhis edilmemiş bir şey. Uzun zaman aynı konuya odaklanmakta zorlanıyorum.

Yazının amacı ve faydası bu oluyor. Bana faydası. Sana ne faydası var bilmiyorum. Belki aynı dertten muztarip olanlar okuyunca bir ferahlık ve lezzet alıyordur. Belki bu derdi hiç bilmeyenler de aynı ferahlığı hissediyordur. Schadenfraude. Başkasının dikkat dağınıklığından, deliliğinden, serseriliğinden keyif alma hali. İnsanları güldürmek ve mutlu etmek için kendini yerden yere vurma hali. Palyaçoluk. Yazarlık da, bilhassa bu konularda benim için o. Dünya çapında anlamsız dertlerimi yazıyorum ki benzerlerini hissedenler yalnız olmadığını bilsin, hissetmeyenler böyle komik dertler de varmış diyerek gülsün. Kendi etrafında dönen bir taşla iki uçan kuş.

Senin, yani bunu okuyan senin, başka biri değil, kimin okuduğundan da haberim yok ama birinin okuyor olması lazım şu an, işte o senin, bu yazıdan alacağı ne var? Baştan söyleyeyim: Bir şey yok. Burada dünyaya veya ahirete dair edinmeye çalıştığın bilgilerden hiçbiri yok. Merak ettiklerin yok. Sadece kaçtığın bir takım düşüncelerden daha iyi kaçmana yarıyor.

O halde sor: Şu an neden kaçıyorsun? Bunları kendime de soruyorum. Neyi ertelemek için bunu yazıyorsun? Yapmam gereken sıkıcı işler var mesela. Zamanımı isteyen ama hiç vermek istemediğim, sonunda bir takım memurların kendini mesut hissetmesinden, dünyada anlamlı hissetmesinden, iş yapıyor görünmesinden başka bir mevzua çıkmayacak bir takım işler. Onlardan kaçmak için yazıya sığınıyorum. Hepimiz böyleyiz, bir yerden bir yere giderken, yolumuzdan şaşmamak için kendimize pusulalar icad ediyoruz. Sonra bu pusulalar ulaşmaya çalıştığımız yeri unutturacak kadar değer kazanıyor. Hedefi değil, pusulayı önemsemeye başlıyoruz. Yolun sonu neresi? Sen nereye gidiyorsun?

Yazı kendini ifşa ediyor. Ben kendimi ifşa ediyorum. Yazı benim vasıtamla kendini izhar ediyor. Ben yazı vasıtasıyla kendimi izhar ediyorum. Dünya sakince etrafında dönüyor ve kimlerin emeği, kimlerin yemeğine karışıyor. Her kelimede kim nereden nereye akıyor ve bizler, pusulanın yokluk ve anlamsızlığı gösterdiği bu çağda kendi etrafımızda ürettiğimiz saçmalıkları tavaf ediyoruz.