Alışkanlık bırakmak alışkanlık edinmekten zor. Bırakmaya çalıştığım bir kötü alışkanlığa (stalk!) elim gittikçe, yapmadığımda 10 dakika oyun oynama hakkı veriyorum kendime. Akşama kadar birikti, ben de bunları yeni çıkan Humankind'da kullandım.

Oyunun zıddı iş değil, depresyondur demiş biri. Ben de oyun oynayabilmeyi seviyorum. Hayatımı oyunlaştırmak, yaptığım işleri yazdıkça rastgele ödül vermek gibi çözümlerim de var. Kendimi yıllar içinde bir nebze fonksiyonel hale getirmiş, ekmek parası kazanabilecek kadar üretken yapabilmişsem, hayatımı oyunlaştırdığım için. Zorlayan bir derdim yok çünkü. İçsel motivasyon lazım.

Kısa hedefler, alışkanlıklar, ufak ödüller ve biraz da rastgelelik. Rastgelelik olmazsa oyun olmuyor. Kumarın çekiciliği de o rastgelelikten. 100 lirayı çalışarak kazanmak, şans yoluyla kazanmak kadar keyif vermiyor.

Ben de rastgeleliği hayatıma eklemeye çalışıyorum. Çocuklar ön koltuğa oturma konusunda arıza çıkaracak olursa, hemen yazı-turaya başvuruyoruz. Ne yemek yiyeceğimi bilemeyince telefondaki Randomizer diye bir uygulamayla rastgele bir şey seçiyorum. Böyle bir seyahate çıkmak istiyorum yakında.