Featured image of post menfez 44

menfez 44

Geçen Twitter’da İslam’ın Petra’da doğduğunun ispat edildiğini okudum. İlk defa Twitter’da okusam neymiş bu deli saçması diye araştırmaya girişirdim ama Holland’ın kitabında da rastladığım bir tez olduğu için aşılanmış bulunuyorum. Petra tezinin kendisi tutarlı bir tez değil, bunu ilk mescidlerin kıblelerine bakıp üretmişler, Kur’an-ı Kerim’in Mekki surelerindeki bahçe misallerinin Mekke gibi ot bitmez bir yerle ilgisi olmayacağını, Ben-i Ümeyye’nin Şam’da emlak alıp satması gibi sair rivayetlerin taa Mekke’den mümkün olmadığı gibi iddialarla destekliyorlar. Ancak Petra tezinin kendisi miladi 5. yüzyıldan sonra orada kimsenin yaşamadığı ve Roma hakimiyetindeki yerlerde o devirlerde putperestliğin yasaklanmış olması gibi başka bilgilerle çelişiyor. Petra tezi daha büyük çelişkiler içeriyor.

Ancak konu Petra değil zaten. Mekke’nin tarihiliği meselesi. İslam tarihi Mekke’nin işlek bir ticaret merkezi olduğunu anlatarak başlıyor. Fil hadisesi Ebrehe’nin Arapların en önemli mabedine saldırması ve Hz. Peygamber’in doğumu ve risaleti hep bu en önemli şehir mevzuuyla ilgili. Ancak Mekke’nin miladi 8. yüzyıldan önce bir kaynakta adı geçmiyor. Yesrib, Taif veya San’a gibi şehirlerden 5. yüzyılda Romalılar da bahsediyor ancak Mekke yok. Oradan geçecek bir ticaret yolu da yok diyorlar. Ayrıca Roma’nın paralı asker olarak kullandığı Arap kabileleri arasında da Kureyş diye bir kabilenin adı geçmiyor.

Daha önce kendi kendime tartıştığım bu konunun İslam’ın temelindeki bir dinamite nasıl dönüşeceğinin farkında mısınız?

Kitabı okuduğumdan beri önümüzdeki yılların sosyolojisine sirayet edecek bu krizden nasıl bir çıkış olabileceğini düşünüyorum. Çocuklarımızı peygamberimize ilk vahiy Mekke’de indi diye büyütüyoruz, sonra adam gelip diyor ki, tarihte öyle bir şehir yok. Mekke ve vahiy kavramları üzerine bina edilmiş her şeyin şüpheye dönüşmesine sebep oluyor.

Hayatını bu kavramlar üzerine bina etmiş, merdiveni tırmanmış ve artık o merdivenin sağlamlığına dikkat etmesi gerekmeyen benim gibi insanlar için bu konunun önemli bir fark yaratacağını sanmam. Allah’la münasebetini bir defa tesis etmiş kişi tarihte Mekke diye bir şehir yok sözünden önemli bir zarar görmez. Ancak hayatını ve inançlarını henüz tesis etmekte olan gençler için bu gibi meseleler hayati olabiliyor.

O sebeple bugünkü anlayışla, böyle bir sorun yokmuş gibi yapmaya devam edersek, muhtemelen bir öncekini mumla aratacak bir sekülerleşme cereyanı gelecektir. Batı toplumunun 18-19. yüzyılda yaşadığı sekülerleşmenin benzerini, genel aşağılık kompleksimizin etkisiyle daha da şiddetli yaşayabiliriz. Zira bizim İslamcı veya müslüman entelektüel taifemizin hiç de hazır olduğu bir mesele değil bu.

Dini fazlasıyla menkıbe ve fıkıh merkezli bir yerde tutuyoruz. Modern hayata dokunması zaten zor, işlemek ve insanların normal hayatlarına anlam katacak hale getirmek gayret istiyor. Bunun yanında bir de bunun gibi temele dinamit mevzuundan çalışmalara karşı öfkeden başka cevabımız olmadığında gelecek için umutlu olamıyorum.

Emin Reşah - Her Hakkı Mahfuzdur
Built with Hugo
Theme Stack designed by Jimmy