Sabahları yazı yazarak başlıyorum. Akşamları yazı yazarak bitiriyorum. Ne yazıyorsun? Hiç.

Neden mutlu oluruz? Daha önce mutsuz olduğumuz için. Neden mutsuz oluruz? Daha önce mutlu olduğumuz için. Hayatta kimsenin daimi bir mutluluk veya mutsuzluk hali yok. Şükür hali var. İdare eder hali var. İyi hali var ama daimi bir mutluluk yok.

İnsan hayatı (veya genel olarak hayat) farklılıklar üzerine kurulmuş. Günün anlam ve önemini anlamak için türevini almak gerekiyor, dünden farkı ne? Dünden farkına göre belirliyoruz nasıl olduğumuzu, onun için mutlak bir mutluluk yok. Dün ulaştığında çok mutlu olacağını düşündüklerine ulaşınca sana mutluluk vermeye devam etmiyor.

Epikür mutluluğu üç şeyin getirdiğini söylemiş: Arkadaşlar, özgürlük ve analiz edilmiş bir hayat. Analiz edilmiş hayat lafı bana bitmeyen bir psikoterapi gibi geldi ama herhalde anlatmaya çalıştığı neyi ne için yaptığını bilmek oluyor. Ne istediğini bilerek, neden yaşadığını bilerek yaşamak.

Bunlar olmazsa insan kafayı para ve güce takıyormuş. Zamanımızda bunların olması için de bir miktar para ve güç olması lazım. Hayatını berduş arkadaşlarınla özgürce köprü altlarında kalarak yaşayıp, kendini analiz ederek geçirmenin de pek mutluluk getireceğini sanmıyorum.

Eskiden edilmiş lafların böyle bir kusuru var: Bizimkinden tamamen farklı bir dünyayı anlatıyorlar. Özgürlük dediği, belki de köle olmamak ve bir şehrin vatandaşı olmak ama biz bugüne uyarlayıp, toplumdan yargılamasından bağımsız yaşamak falan diyoruz buna. Yeterince yaşanmış bir hayat tarzımız olmadığı için, modern zamanlar bizi pusulasız bıraktı. Biz de eskiden bulduğumuz lafları günümüze getirip, bir fayda sağlayacaklarını umuyoruz.

Analiz edilmiş hayatmış.

İnsan değişmedi tabii ama şimdiki dertlerimiz değişti. İçki bağımlılığı yerine telefon bağımlılığı daha önemli. Çok insan var, günümüzü hep yabancılarla geçiriyoruz. Eskiden norm olan herkesin herkesi tanıdığı şehirler yerini kimsenin kimseyi tanımadığı binalara bıraktı. Arkadaş dediğimiz insanlarla da çok farklıyız, o sebeple, insanların birbirinden farklılaşmak, farklı yaşamak, farklı düşünmek için imkanları da arttı ve arkadaş olmak, arkadaş kalmak eskisi kadar kolay değil. Hayatımı basit yaşamak ve dünyayı bir milimetre daha ileriye taşımış olmaktan başka bir amacım yok ama arkadaşlarım genelde akşama hangi diziyi seyredeceklerini düşünüyor.

Bu da ortak mevzuları azaltıyor. Sıkılıyorum.

O halde eski felsefelerin ve bilgelerin sözleri bir yere kadar geçerli. Biz, yeni bir dünyada, yeni dertlerle, bilginin çok fazla olduğu ve değerinin kalmadığı, insanların birbirlerine gerçekten dokunmadığı ve hayatları boyunca yabancı kaldığı, gerçekten arkadaş olmanın neredeyse imkansız olduğu, özgürlüğün anlamının kaybolduğu ve kendimize saçma sapan telkinlerde bulunmak dışında bu konforlu hayatlardan çıkıp gidecek analizleri yapacak gücümüzün olmadığı bir dünyadayız. Nereye gittiğimiz konusunda bir fikrimiz yok, en akıllılarımız ve imkanı olanlar eskiye tutunmaya çalışıyor, bazılarımız deli gibi yeni şeyler deniyor ve büyük çoğunluk da şaşkınca yaşayıp gidiyor işte.