Kur'an'ı aracısız anlamak gerektiğini söyleyenler var, biliyorsun. Mümkün mü sence bu?

Pratikte mümkün olmayanın teorik imkanını tartışmak gibi geliyor bu konu. Bu insanlar diyelim Shakespeare'i bile aracısız anlayamaz, ondan bin sene kadar eski bir metni aracısız anladıklarını nasıl iddia ediyorlar, ilginç.

Allah'ın kelamı olduğu için zamandan münezzeh olmuş oluyor herhalde. Değil mi?

Allah'ın zamandan münezzeh olmasını kelamına da atfedince böyle oluyor. Kelam zamandan münezzeh olur mu? diye sorsan, tekfir bahanesi hazır. Allah zamandan münezzehtir ancak kelamı zamanın diline ve şartlarına göre inmiştir demenin neresi manasız, onu açıklayacak yürek yok.

Yürek?

Yürek çünkü aslında bu bir tembellik. İnsanların düşünmekten ve sorumluluktan kaçmasının tezahürü ve her tembellik gibi korkaklıktan kaynaklanıyor.

Ne gibi bir korkaklık?

Adama bundan fazlasını düşünür, bundan farklısına inanırsan, sonsuzluğun berbat olur diyorsun,ve adam da tabii ki korkuyor. Ne olacak hem, kim hakikatin bulmaktan fayda görmüş de, o da görecek? Bunun yerine sarıldığı sloganlara sarılıp, tekrar etmek daha garanti. Hem dünyada, hem ahirette.

Daha mı garanti?

Dünyada daha garanti, insanların sorgulamasına daha uzak durursan, başın daha az ağrır. Ne kadar uyumcu olursan, o kadar rahat edersin.

Ahirette?

Onu bilmiyoruz. Zaten asıl mesele de bundan kaynaklanıyor. Yani hakikat dediğimiz konunun ahirette bir önemi yoksa, ezberlediğinden bir miskal fazlasını kendine çok gören adamın hakkı var diyebiliriz. Velakin bu kafa, yani, her şey bellidir, Allah insanın kullanım kılavuzunu göndermiştir, bize sadece uygulamak düşer diyen kafa ne kadar tutarlı kalabilir, merak ediyorum.

Bunun doğru bir pozisyon olabileceğini kabul ediyorsun yani?

Neticede doğru değil deyince, doğruyu bildiğini ve bunun doğru olmadığını iddia etmiş olursun. Ben bunu yapacak başka doğru bilmiyorum. Başka doğru bilmediğim için, elimdeki doğrudur diyene hayır demiyorum. Velakin baktığım kriter tutarlılık ve usûl. Bir insanın elbette Kur'an-ı Kerîm'e aracısız ulaşması mümkün ancak bu aracısızlığın usulü ne?

Onların söylediklerine bakarsan, Kitab'ı okuyunca anlıyorlar. Yani aslını veya mealini.

Okuduklarına anladıklarına itibar ediyorum ama bu anlayışlarının aracısız olduğu anlamına mı geliyor?

Aracısız işte, bakıyorlar, görüyorlar, okuduklarını anlıyorlar.

Anlayışları neticede dile, dil de bir geleneğe bağlı. Bu insanlar, Almanca bilmiyorlarsa, Almanca bir meali anlayamazlar, değil mi?

Herhalde anlayamazlar.

Aracısız dediğimde kabul ettiğim, işte Almanca bilmeyenin Almanca mealden anladığı kadarı. İslam'ın bir gelenek olduğunu reddediyor ancak o geleneğin ürettiği dildeki bir metni aracısız okuduğunu düşünüyorsan, kendini kandırıyorsun veya tembellik ediyorsun demektir.

Aracısızlık mümkün değil mi?

Nasıl mümkün? Kur'an Arapçası yaşayan bir dil değil, Kur'an Arapçası insanlarca konuşulurken, Türkler Orhun Yazıtlarındaki dili konuşuyordu. Bugünkü Araplar, Kur'an Arapçasını aracısız anlayabiliyor mu? Bir İtalyan'ın Latince bir metni anladığından daha fazla?