Müsvedde 12 Nisan, 17:15

Eskiden de hem sosyalist hem liberal olmak mümkündü, Marxist olmadan da bir takım sosyalist fikirler besleyebilir, bunların gerçekleşmesi için de Liberal bir düzen arzulayabilirdiniz. Bugün sol liberal dediğimiz şeyden bahsediyorum. Mümkündü ama makul değildi, çünkü Sovyetler diye bir gerçek ve Soğuk Savaş diye bir mücadele vardı. Stalin'in devrimi açık savaş yerine KGB yoluyla yaymayı tercih etmesinin de etkisiyle, oturup konuşunca makul bulacağınız fikirleri dinlemek yerine, sahiplerini komünist yaftasıyla yargılamayı tercih ederdik.

Şimdilerde de İslam ve Liberalizm öyle biraz. Teorik olarak herkes biliyor: Liberal bir düzende müslüman olmak mümkün ama Komünizm'in muadili İslamcılık veya Cihadçılık diye bir yafta üretip, bununla insanları yargılamaya başladıktan sonra, artık giderek daha zor hale geliyor.

Bir noktada İslam'ın modern dünya ve Liberalizm'le çatıştığı yerde, hangisini tercih edeceksin? sorusuna cevap vermek gerekecek. Bir müslüman modern dünyayı dediğinde, tekfir edileceğinin, İslam'ı dediğinde terörist ilan edileceğinin farkında olacak. O noktaya geldik mi, bizim için değil ama Batı için konuşacak olursak, evet. Şehadet ederim ki modern dünya, İslam'ın da yer bulacağı bir barışı temin ediyor mu diyeceksin, şehadet ederim ki, modern dünya tağut ve sahte tanrılar rejimidir mi?

Meseleyi ertelemeye, görmezden gelmeye, kafasını kuma gömüp, İslam'ın barış dini olduğunu sayıklamaya devam eden çok aydınımız var. Bununla beraber ortalama bir Batılı için, artık İslam'ın ne olduğu değil, ne olmadığı mühim ve bugünkü halde İslam'ın Batı medeniyetine ait olmadığı dışında bir fikri de yok. Bu ortalama Batılı da tüm bu modern dünyanın politikalarını belirleyen fikir. Trump'ı seçen insanların, İslam'ın ne olduğu ve bir takım esmerlerin hangi sebeplerle teröristleştiklerini düşünmeye vakit ayıracaklarını sanmam. Bizim apolojist müslümanlar da kendilerini Batılı aydınlara ne kadar anlatırsa anlatsın, sonunda siyasetin rengini belirleyen bu ortalama insan oluyor.

Müslümanlar ve onlar vasıtasıyla İslam modern dünyaya ne kadar biat ettikleri ve ona ne kadar riayet ettikleriyle ölçülecek. Eskiden İslam'ın, modern dünyaya sahici bir muhalefet olabileceğini düşünürdüm, şu an öyle olmasa da modernliğe karşı denk bir dünya görüşü olarak varolabileceğini, yaşayabileceğini, geliştirilebileceğini... Ancak Türkiye'nin İslamcılarını gördükten sonra bu fikrimden dönmek zorunda kaldım. Makul olan müslümanların da, tedricen, nesil nesil modernleşmeleri.

Güzel sözlü ajitatif şairler müslüman terörist olmalıdır diyecek, haklı noktadan konuşacak belki, bu Kitab'a iman ediyorsanız, nasıl olur da modern dünyaya biat edebilirsiniz? diye soracak ve birbirimize bakıp, adam haklı, Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyen kadar zalim kim olabilir? diyeceğiz.

Ancak çocuklarımız ve onların çocukları, eğer bizi geri görür, adaletsiz görür, birbirimize karşı dürüst olmadığımızı, inandığımızı söylediğimiz Kitab'a sadece inşaat bitene kadar iman ettiğimizi ama ameleye parasını vermek gerekince veya yaptığımız evi satarken, aldatmayacaksın hükmü hilafına hikayeler anlattığımızı farkederse, ne yapar? Türkiye'de İslam'ın marka değeri müslümanlar aracılığıyla giderek düşerken, nasıl olur da modern dünyaya hakiki bir muhalefet olabileceğimizi iddia edebiliriz?

Bu konulardan konuşurken, kendimi 1943 yılında savaşı kaybedeceğini farketmiş bir Alman gibi hissediyorum. Bir yandan İslam'ın modern dünyayla savaşını kaybedeceğini, henüz kaybetmediyse de, müslümanların sonunda Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler arasına gireceklerini gördükten sonra, ne yapmak gerekir? Cepheden kaçmak mı gerekir, yoksa savaşmaya devam etmek mi? Sonucunu bildiğin ama teslim olmak da işine gelmeyen bir savaşta, nasıl bir davranış sergilemek gerekir? Benim için artık asıl mesele sanırım bu.