Anlamlandırma faaliyeti diyordun?

Evet. İnsanın bütün kültürel fiillerinin felsefelerin, dinlerin amacı bu. İnsanın anlamlandırma faaliyeti tüm hayata bakışını şekillendiriyor.

Dinler dedin, onları da mı?

Onları da. Aslında belki dinlere mücessem hale gelmiş anlamlandırma faaliyeti bile demek mümkün. İnsanın doğrudan bütün bunların anlamı nedir? diye gezim gezim dolaşmasına mani olacak bir gelenek bütünü bu. Kimisi bu anlamı Allah'ın indirdiği kitapta, kimisi Tanrı'nın bizzat çarmıha gerilmesinde kimisi de zevke olan bağlılığı aşmakta buluyor. Bunların yanında sadece felsefe olanlar da var, Stoacı bir şey diyor, Hedonist başka bir şey, Humanist başka. Bunların hepsinin gelip düğümlendiği yer anlam oluyor, yaşarken bir şekilde hayvan gibi yaşamadığımızdan, bütün bunların bir anlamı olduğundan emin olmak istiyoruz.

Bu yanlış bir ihtiyaç mı?

Hayır, hayır, olması gereken, yerine getirilmesi insanî açıdan kritik bir ihtiyaç. Yoksa yaşamaya devam edemiyor insan, hiçbir şeyin anlamı yoksa o insandan yaşamasını bekleyemiyorsunuz.

İntihar eder?

İntihar eder, herhalde. Veyahut yaşamayı unutup ölür. Mamafih hiçbir şeyin anlamı yok sözünü telaffuz edip, ortalık yerde bunu teganni edenlerin aslında bu kadar anlamsız olduğuna inanmam, onların anlamı işte bir takım laf ebeliğiyle ilgi çekmeye çalışmak. Benim kastım bundan çok daha derin bir anlamsızlık. Susturucu anlamsızlık. Hayret ettiren ve tüm duyuları kör eden anlamsızlık. Çoğu insanın bu noktada yaşayabileceğini sanmam.

Eh, tanım icabı biraz öyle görünüyor ama tartışmaya da değmez, sanki.

Evet, sanırım, biraz hakiki iskoçyalı safsatası üretmiş olabilirim. İnsanı öldürmeyen anlamsızlık, anlamsızlık sayılmaz deyince, anlamsızlık meselesi de kendi kendini çözmüş oluyor: Yaşayan herkesin tutunduğu bir anlamı var, yoksa ölmüş olurdu zaten... şeklinde.

Güzel bir hokkabazlık. Sanırım böyle hokkabazlıkları seviyorsun.

Seviyorum. Onun için anlamı hayatın dışındaki sair yerlerde, yukarıda, aşağıda, sağda solda değil de, acının bizatihi kendisinde arayanların ürettiği hokkabazlığa ilgim fazla. Eğer anlam bizzat anlamsızlığı anlamaksa veya hayatın dertlerini çözmek için o dertlerin aslında dert olmadığına inanmak gerekiyorsa, sair geçici sebeplere nazaran daha sağlam bir anlam bulmuş oluyoruz. Neticede insanın Tanrı inancı zaman içinde değişebilir, bugün imanlıdır, yarın imansız, anlamı Tanrı'da bulursan bu büyük bir kişilik krizine sebep olur. Ama anlamını anlamsızlık üzerine oturtursan, sair inançlarını kaybetsen de anlamsızlık geriden sırıtacağı için sana sağlam bir basamak veya çapa sağlayacaktır.

Bu fazla mekanik durdu.

Bana biri bunu söyleyince, evet, mekaniğim diyorum, ben de anlamı mekanizmalarda arayan biriyim. Hayatı da böyle algılamaya çalışmak da bir anlam kusuru olmalı.

Son zamanlarda biraz anlam krizine girmiş görüyorum seni.

Hiç çıkmadım ki. Arada bir sarıldıklarım değişiyor ama neticede hem bu hayat göründüğünden ibaret değil deyip, hem de bu hayatın içinde faaliyet göstermeye çalışmak, ufak oyunları, başarıları kazanmaya çalışmak zor. Benim bulduğum çözüm alışkanlık icabı yaşamaya devam etmek oldu. İnsanın inançları değişebilir, bugün ak dediğine yarın kara diyebilir ama günlük alışkanlıklarını daha iyisi için ayarlamışsa, düştüğü yerden çıkacaktır.

Biraz da fiil fikri besler kafasındasın galiba.

Öyle tabii,insan ibadet ettikçe daha çok inanır, sevgilisi için bir şeyler yaptıkça daha çok sever, uğruna hayatını tehlikeye atarsa vatan onun için anlamların en yükseği haline gelir. Kolpa veya gerçek insanı birbirinden ayıran da zaten bu. Fiil varsa hissiyat da hakikatini bulur. Fiil yoksa duygular da yerine oturmamıştır. Anlam da duygusal mesele. Yani benimki biraz daha insan anlamı bulduğu için çalışmaz, çalıştığı için anlamı bulur oluyor.

Çalışma anlamsız ama, neticede ölüyoruz hepimiz. Çoğumuzun çalışmasının da hayatta ürettiği herhangi bir anlam yok.

Bu durumda belki çalışmayı değiştirmek lazım. Çalışmanın anlamı yoksa, belki de doğru çalışma olmadığı içindir. Bir de buradaki çalışma zaten sabah 8 akşam 5 çalışması değil. İnsanın kendine bakma çalışması.

Vaktim bitti, belki sonra devam ederiz bu anlamlı anlamsızlığa.

[Pendul]