Virgül 3 Ağustos #1

Hayatımda yeni bir problem keşfediyorum: Sevilme problemi.

Bana eskiden de senin için ölürüm diyen oldu, kimseye öl demedim ama sanırım sevdiğini anlatmaya çalışıyordu.

Programlama ve matematikle fazla ilgilenmiş bir kafanın mesleki deformasyonu olarak, duyguların gerçek olmadığını, geçici olduklarını, sonsuz olmayan herhangi bir özelliğin de çok üstünde durmaya değmediğini düşünürüm. Bana duyulan sevgi de bu geçici duygulardan biri.

Birinden normalin ötesinde bir ilgi gördüğümde, bunun ya kendi sıkıntısının bir yansıması, ya benimle bitecek bir işi olması veya bir çeşit hastalık, takıntı olarak ele alınması gerektiğine inanırım. Fazla stoik bir duruş, revakiyye mezhebinde bütün duygular mücadele edilmesi gereken parazitler gibidir. Düşünceyi kemiren parazitler.

Bununla beraber, öğreniyorum ki, böyle bir bakış seven insanları kırıyor. (Allahallah?) Hayata zengin olmam imkansız diyerek bakan birinin asla zengin olmaması gibi, sevilmem imkansız diye bakan da sevilmiyor. Sevilenlerden bir eksiği olduğundan değil, kendinde eksik olduğunu düşündüğü taraflardan değil de, sırf bu inancının onu daha aksi, daha cynic bir insana dönüştürmesinden.

Bu meseleyi nasıl ele almam gerektiğini düşünüyorum, çünkü sevilmek bana her zaman sorumluluk gibi gelir. Bir şeyler yapmalı ve bu borcu ödemeliyim. Bir insanın sana olan duygularını muhasebe kuralları ile değerlendirmeye başlarsan, kendini her zaman borçlu hissedersin.

Bunun sevgiye karşılık verememekten kaynaklanıp kaynaklanmadığını düşündüm. Pek değil, ancak şöyle, hayat beni doğruyu veya olması gerekenin insanlardan daha çok sevgiye layık olduğunu öğretti. Ben hiçbir insanı bazı doğrulardan fazla sevmem mesela, onun için de insanların çoğu için kullanışsız bulunurum.

Bu bir yerde kendini sevmemek de oluyor sanırım, çünkü doğru dediğim kendimin de ulaşamadığı bir yer. Ne kadar günahkar olduğunu en iyi bildiğim insanlardan biri kendimim. Onun için olacak, kendimi sevmek, başkalarını sevmekten daha zor geliyor.

Sevilmeyi düşünmek için girizgah.