Virgül 17 Eylül #1

Kişinin halini hangi kitabı ciddiye alıp, hangisini buna göre yorumladığı belirler.

Falan kişi Kur'an'ı ciddiye alır ve bilim kitaplarını ona göre yorumlar. Diğeri bilim kitaplarını ciddiye alır ve Kur'an'ı ona göre yorumlar. Biri Kitab-ı Mukaddes'i ciddiye alır ve bilinen tüm delillere rağmen, yeryüzünün küre şeklinde olmadığına inanır, diğeri için Mısır Ölüler Kitabı, tüm bu İbrahimi dinlerin atasıdır ve aslında asıl gerçek odur, bir başkası Marx'ın yazılarını ciddiye alıp, tüm bu değerlerin burjuva değerleri olduğunu iddia eder ve bunların sömürü düzeninin devamı için bir tiyatro olduğunu düşünür.

Sen neyi ciddiye alıyorsun?

Bu soruyu kendime sorduğumda artık eskisi kadar net bir cevabım olmadığını görüyorum. İnsanların kitapları var ve bu kitaplar onlara ölümsüzlük vaadediyor. Bir şekilde ölümsüzlük. Müslüman dirilip cennete gideceğine inanıyor, diğeri fikirlerinin yaşayacağına öbürü devrime bir diğeri insanlığın bir ferdi olarak yok olmayacağına... falan. İnsana ölümsüzlük lazım çünkü ölüm en büyük yalnızlık.

Bu da benim kitabım mı? Emin'in ölümsüzlük kitabı.

Hayır, çünkü benim kimsenin tavuğunu, sistemini, tefsirini, ebedi gerçeğini yorumlayıp, yanlış çıkarma gayretim yok. Kendi kitabıma da, diğerleri kadar mesafeli bakıyorum. Bitirip, iki kapak arasında toplayıp, işte bu da benim kitabım diyemeyecek olmamın sebebi bu, zira konu, yazma faaliyeti, çıkan ürünün, sayfalar dolusu kelimenin, bunları yazarken duyulan hisse nazaran çok önemi yok.

Bugün bunu yazarım ve yarın başka bir şey.

O sebeple meditasyon olarak yazı bana daha ilginç geliyor. Belki yazanlar da, aslında bu gayretle yazdılar, dertleri geride kalanlara pusula bırakmak değildi, maksat yazma/anlatma faaliyetinin kendisiydi belki. Belki, diyorum, herkes için değil ama bazıları için herhalde.

Her akşam kızıma ufak da olsa bir mektup yazmaya çalışıyorum. O gün onu nasıl hatırladım, neler yapmayı özledim, o yanımda olsa neler yapardık tarzı birkaç cümle. Bunları 20 seneden önce onun okuma ihtimali zayıf, henüz 5 yaşında ve bu arada pek ilgileneceğini sanmam ve zaten belki de hiç fırsat olmayacak. Bununla beraber, bu yazı faaliyetinin beni rahatlattığını farkediyorum ve asıl anlamı da bu.

O sebeple, sanırım, eğer bütün yorumların mihveri kitap olarak ciddiye alacağım bir kitap yerine, anın tecrübesini tercih ederim. Hali. Değişip duran, dönüp duran, kişinin kalbiyle ve kendiyle doğru bir ilişki kurduğunda ortaya çıkan hali. Bu hale bakıp, diğer kitapları, yüksek hakikatleri yorumlamak daha uygun geliyor.

O hal bana hepsinin gelip geçici, insan eğlencesi lafazanlıklar olduğunu söylüyor mesela.