Virgül 6 Kasım #1

"Society likes saints and moral heroes to be celibate so they do not have family pressures and be forced into dilemmas of needing to compromise their sense of ethics to feed their children. The entire human race, something rather abstract, becomes their family. Some martyrs, such as Socrates, had young children (although he was in his seventies), and overcame the dilemma at their expense." -- https://ift.tt/2pQHVt0

Daha ahlaklı olmak için çocuk sahibi olmaktan vazgeçer miydin? Azizlerin ve büyük felsefecilerin çocuğu yok, çünkü çocukları olsaydı, ahlaken bizim gibi insanlara benzerlerdi ve (Allah korusun) bizim de onlara benzememiz kolaylaşırdı.

Ben giderek, ahlakın, hele bu ulvi diye ortaya serilen ahlakın, ahlakı sadece öven ama hayatlarını yaşamaya da devam eden bir sürü insan için oyun olduğu kanaatine varıyorum. İnsanlara ahlaki lamba lazım ama aydınlanıp, kendilerini aydınlatmaları için değil, burada daha müphem bir psikolojik ihtiyaç var. İnsanlara hayatlarının anlamsız olmadığını ve iyilik diye cennet diye hakikat diye ve hatta Tanrı diye kavramların gerçek olduğunu, sefil hayatlarındaki sıkışmışlıktan fazlasının mümkün olduğunu hatırlatacak birileri lazım ve ahlak da bunun sergilendiği oyun.

İnsan temelde ahlaksız ve vicdansız bir varlık: İnsanların kendisine kötü bakmayacağını bildiği her durumda menfaati gereği davranıyor, hatta çoğu insanın kötü bakacağını bilse de çoğunlukla öyle davranıyor. Yeterince insanın ona anlayış göstermesi kafi, hırsızlar ve katiller, onlara dışarıdan baktığımız gibi bakmayan bir topluluk içinde yaşıyorlar ve o topluluk onlara yetiyor, bizim kabulümüze ve ahlakımıza ihtiyaçları yok.

Bununla beraber bizim de, onların da, bir anlama ihtiyacı var. Azizler bunu sağlıyor, bana uğraştığım türlü çeşit dert arasında, bunlardan öte bir anlam olduğunu, dünyanın ve insanların özde iyi olduğunu ve kurtulacağını anlatan birilerine ihtiyaç var.

Umutsuzluğumun yeni formu bu: Artık övülen faziletlerin de bir tiyatro olduğuna inanmaya başladım.