Virgül 15 Nisan

İnandığınız hikayelere inanmayan insanlara ne dersiniz? Onların hakiki insanlar olmadıklarını mı? Küfür içinde yaşadıklarını mı? İnkarcı olduklarını mı?

İnsanın derdi hikayelerinin gerçekliği değil. Hikayelerin ne kadar doğru olduğuyla değil, kendisinin olmasıyla ilgileniyor. Kültürünü sonuna kadar savunmaya çalışmasının sebebi bu olsa gerek: Ben öleyim, yeter ki hikayelerim yaşasın.

Hikayelerle nasıl savaşırsınız? O hikayeyi anlatanları öldürebilirsiniz, onların susmasını sağlayabilirsiniz, onları hikayelerini kendilerine saklamaları konusunda ikna edersiniz... Bunların çözüm olmadığını, mesela Çin'in Uygurlara yaptıklarının işe yaramayacağını düşünüyorsanız, bence yanılıyorsunuz. Hikayeler onları anlatanlara bağlıdır, onlar susarsa, hikayeler yok olur. Çin, Batı'nın demokrasi ve insan hakları hikayesine bağlı olmadığı ve inşa ettiği devlet makinesi başka bir hikayeye mensup olduğu için, rahat rahat kendi vatandaşlarını ezebiliyor. İşe yarayacak mı? Muhtemelen.

Hikayeler başka nasıl yok edilir? Onlara yeni bir bağlam vererek mesela. Bizde İslamcılık böyle öldü. Meselesi topyekun tüm devlet düzenini değiştirmekti, bir zamanlar demokrasinin d'si bile küfür idi ve sonra bu hikaye, yol yapmak, köprü yapmak, havaalanıyla cihad etmeye evrildi. O hikaye artık eskiyip, İslamcılık mesela IŞİD elinde başka bir anlam kazanınca, eski İslamcılar zaten son kullanma tarihi dolmuş laflarını unuttu ve tamamen devletçilik, milliyetçilik, Osmanlıcılık ve yamyamlığa evrildi. Eskiden milliyetçi olanlar haklı çıktıklarını sanıyorlar, 20 sene sonra muhtemelen bugün uğruna şehit verilen hikayeler de miadını doldurduğunda, kendi elimizle hikayemizi terkedip, Kürtler zaten yüz yıldır bir devlet sahibi olmayı hakediyordu diyeceğiz ama şimdilik idare ediyor bakalım.

Hikayeler mühim. FETÖcülerin hikayelerini değiştirmeden, onları hapse atarak, işten atarak sadece geçici olarak susturmuş olursunuz. Çin de yapıyor benzerini, onlarınki işe yarıyor da, bizimki neden yaramasın? Bizimki o kadar şiddetli değil, biz bir yandan da Batı'nın demokrasi hikayesine inanmaya çalışan bir milletiz ve Çin vatandaşlarına alternatif hikayeler sunarken, FETÖcülere sunduğumuz bir alternatif hikaye yok. Hala kendilerinin Altın Nesil olduğuna ve Süfyan'ın bu sebeple onlara zulmettiğine inanıyorlar. Hayatta hiçbir şeye tam iman etmemiş, siyaset için her kalıba giren adamların, kesin inançlılarla mücadele etmesi ancak bu kadar oluyor, başlarındaki melun ölse bile, onun bir şekilde yaşayacağına inanacak kadar kör zihinlerin anlattığı hikayeleri, terörist hikayesine inandıramıyorsunuz. Onlara yaşadıklarının bir sosyal trans olduğunu anlatmak daha etkili olurdu, gerçek dünyada Mehdiler yoktur demek, Mehdi var ama sizinki değil demekten daha inandırıcı.

Hikayeler insanların ve toplumların yaşamasının sebebi. Toplumlar arasındaki asıl fark da, bir tarafın uzay hikayeleri anlatırken, diğerinin Belgrad'ı nasıl fethetmiştik hikayesinde takılı kalması. Hikayeler bir insanın hayata ne kadar adapte olduğunu belirlediği, toplumların da nereye gittiğini gösteriyor. Bizim hikayemiz nedir? Geleceğe dair anlattığımız ne var?