Featured image of post Virgül 4 Temmuz

Virgül 4 Temmuz

Olayları ve insanları değerlendirdiğim temel bir kavram lazımsa, risk olmalı. İnsanların değerini anlamak için bu insan burada ne kadar risk alıyor? diye bakıyorum mesela. Sonunda hiçbir şey çıkmayabilecek bir amaç için ne kadar zaman, para, emek harcıyor? Hayatında aldığı risklerin ne kadar farkında? Bunları nasıl değerlendiriyor?

Dün bir insanın sevdiğini benimle ilgili aldığı risklerden anlıyorum derken bu fikrin hususi bir durumundan bahsediyordum. İnsanlarda zaten zımnen böyle bir risk değerlendirmesi var. Onun için yapana konuşandan daha çok değer veriyoruz, zengin insanların çevresinde bulunursak bizi riskten koruyacaklarına inanıyoruz, sosyal riskleri en aza indirmek için ahlak diye bir kavram geliştirmişiz ve insanların bizim gibi davranmasına ahlaklı, bu normların dışına çıkmasına ahlaksız diyoruz. Ahlaksız insanlarla bulunmak maruz kaldığımız riskleri artırıyor, ilh.

Aynılaşmak riski azalttığı için değersiz, herkesin birbirine benzemeye çalıştığı bir dünyada bireysel risk sıfıra yakın. Herkesin aynısını yediği, aynı modaya uyup, aynı şekilde yaşayıp, aynı fikirleri savunduğu bir dünyada yaşamak kolay. Konfor alanından çıkmana gerek yok. Belli kurallara uyduğun ve mümkün mertebe bunları içselleştirdiğin sürece yaşayıp gidiyorsun. İnsanın güvenlik arayışı onu aynılaşmaya itiyor ama bir yandan da farklılaşmak istiyoruz: Risk almak, hayatımızın hakkını vermek ve kendini bulmak.

İnsan evladı toplumsal organizma içinde bir hücre ve bu organizma da evrimleşmek istiyor. Evrim tanım icabı ne yöne yol alacağını bilmez, çeşitli denemelerde bulunur, bunların çoğu işe yaramaz ama az bir kısmı daha iyiye yol açar.

İnsanın sosyal davranışları da belki binlerce yıl içinde toplumu daha iyiye ulaştıracak farklılaştırmalar içeriyor. Bu daha iyi, idealist/teleolojik manada bir iyilik değil. Önce iyiyi belirleyip, sonra buna ulaşmaya çalışmıyor. Bizi birbirimizden farklılaştıracak, hayatımızda sair riskler alacak ve bunlarla kainata daha adapte olacağımız yollar arıyoruz. Bu bilinçli, ben buldum, işte hepimiz böyle yaşayalım anlamında bir gidiş de değil, herkesin ufak ufak bir şeyler yaptığı ve sonuçlarının herkesi etkilediği, karmaşık bir süreç.

Toplumsal organizma da farkında ki riskle mücadele etmenin yolu onu yok saymak, hayatı ve şartları değişmez kabul etmek değil. Riskle onun farkında olarak, hayatın başımıza açacağı belalara karşı elimizden geldiğinde önlem geliştirerek mücadele ederiz. Onu elimine etmeye, risksiz hayat yaşamaya çalıştıkça, ufak riskleri bertaraf edip, büyük riskleri, sistemin toptan çöküş riskini artırmış oluyoruz.

Bu sebeple totaliterlik kısa vadede çözüm gibi dursa da uzun vadede toplumsal organizmanın kırılganlığını artırdığı, risklere karşı dayanıklılığını kaybettiği bir yönetim biçimi. Herkes aynı olduğunda yönetmek kolaylaşıyor ama adaptasyon zorlaşıyor. Adaptasyon yeteneği muhtemelen Batı ile bizim aramızdaki farkın sebebi, biz kolaycı bir bürokrasi elinde aynılaşarak ayakta kalmış bir kültürün mensubuyuz. Onun için bireylik bize yabancı. Onlar yeni bir kıtanın ortaya çıkışına bizden daha iyi adapte olmuş. Kıtayı muhtemelen daha önce keşfeden Çinliler ve Vikinglerden de daha iyi adapte olmuşlar. Sonuçta biz bugün hala ufak riskleri azaltmak peşindeyken, onların (en azından bir kısmının) derdi dünyaya düşecek gök taşlarını engellemek veya kuruyan kaynakları ikame etmek için uzay kolonileri kurmak.

O halde eğer bir üstün ahlak sözkonusuysa risk almakla ilgisini kurmak en doğru yol görünüyor. Doğru yaşam hayatındaki riskleri doğru şekilde azaltabilen yaşamdır. Neden aşıya karşı değilim? Çünkü aşının uzun vadede riskleri, hastalığın risklerinden daha az. Neden memurluğu sevmiyorum, çünkü ufak risklerden korunmak için büyük risklerden korunacak özgürlüğümden vazgeçmiş oluyorum. Neden evlilik kurumu eskidi, yine bunun için, insanın sosyal risklerini azaltmak için üretilmiş bu müessese sosyal değişime adapte olamadı ve insanın riskle yaşama kapasitesini kontrol etmeye, bürokrasi eliyle belirlenen ve garantörü devlet olan bir kuruma dönüştü.

Hasılı eğer bir ahlak felsefesinden bahsedilecekse bunun temelinde risk olmalı. Risk, ahlak için Hume’dan beri aranan objektif değer olabilir.

Emin Reşah - Her Hakkı Mahfuzdur
Built with Hugo
Theme Stack designed by Jimmy