1

Sylvia Plath'ın neden daima intiharıyla anıldığını soruşturan bir yazı okudum. Kadın yazarlar sözkonusu olunca, intihar bütün biyografisini işgal ediyormuş. Verdiği örnek de Dylan Thomas'ın erken ölümüyle kimsenin ilgilenmemesi. Adamın intihar etmemiş olmasıyla da ilgisi olabilir tabii bunun ama neyse. Bizde de Nilgün Marmara böyle, Plath üzerine bitirme tezi yazıp sonra intihar eden.

Bir kadının intihar etmese de ölümü, bir erkeğinkinden daha yaralayıcı. Bunun sebebi muhtemelen tabiatın içine işlemiş dişiyi koruma içgüdüsü. Bu sebeple kadın cinayetlerini sadece bir cinayet gibi konuşmak daha zor. Plath'ı da intiharından ayırmak (diyelim Hemingway'i ayırmaktan) daha zor.

Kadınların ölümü ve bilhassa intiharı geride kalanlarda mahkumiyet demek. Bu suçluluğun üstesinden gelmek için zaten hep depresyonda olduğunu anlatıyoruz. Bizim bir suçumuz yok, o zaten intihar edecekti.

Neden kadınlarınki daha çok suçluluk üretiyor? Erkek zaten ölmek için yaratılmış. Harcanabilir erkekler. Zaten ölmek için yaratılmış olanın yaşamadığının da haber değeri yok.

2

Araplar nasıl da dillerini kaybetti? diyor yazı. Amerika'da yaşayan bir Lübnanlıymış yazan ve çocuğuna kendi dilinde çocuk kitabı bulamıyor olmaktan şikayetçi.

Araplarda yazılı dil (Modern Standart Arapça, Klasik Arapça, Fusha), konuşma dilinden (Lübnanca, Irakça, Mısırca...) hayli farklı. Latince ile yazıp İtalyanca, İspanyolca, Rumence, Fransızca konuşmak gibi bunlar. Okulda öğretilen dil günlük hayatta kullanılmıyor ve günlük hayatta kullanılan dilin bir standardı yok. Ayrıca (yazıdaki şikayet), henüz Klasik Arapça eğitimi almamış çocukların okuyabileceği kitap yok. Fransızların sadece Latince yazıp okuduğu bir dünyada, ilkokul çocuklarının anlayacağı kitabın bulunmaması gibi bir durum. Çizgi film de yokmuş hatta. Kitap olmayışını biraz anladım da, çizgi film neden yok, onu anlamadım.

Mısır nüfusunun %28'inin okuma yazma bilmediğinden bahsediyor. Çok yüksek bir oran bu.

Yazının zorluğunun bunda bir etken olduğunu söyleyenler varmış. Yazar da o kanaatte değil, ben de değilim. Bizim 20. yüzyıl başında duru Türkçe yazan zevatın yazdıklarını okumakla, o kadar duru Türkçe yazmayanların yazılarını okumak farklı beceriler gerektiriyor. İlkini bir haftada çözebilirsiniz, diğerini bazen yıllarca emek vererek öğrenmek gerek. Bu sebeple yazının kendisi değil ama konuşma ile yazı arasındaki makasın açılması, okuma yazma imkanını azaltıyor olmalı.

Uluslaşma belki de budur: Konuştuğunu yazabiliyorsan ulussun.