Neye dikkat ediyorsan osun. Dikkat ettiğin sen. Aklın karışıyorsa bir aklın yok. Akıl karışmaz. Akıl nettir.

Bana biri 19. yüzyıl pozitivisti dedi. Akla gereğinden fazla önem verdiğim için. Bu doğru ama aklın sınırları olduğunu da kabul ediyorum. Bu sınırların ancak ilahi bir ilham veya inayetle açılabileceğine inanıyorum. Bu beni pozitivistten başka bir şey yapar.


Aşkla ilgili konuşmak için fazla netsin. İnsanlarla aranın bozuk olması da bundan. Tabiatın puslu olduğu halde net olmaya çalıştığın ve buna değer verdiğin için insanlarla aran bozuluyor. Netlik istemiyoruz, kırışıklarımızı belli edecek ışık bizi üzüyor, loş ışıkta kendimizi severken güzel kelimeler duymak istiyoruz, neden bu kadar acımasızsın?


Gizli kalması gerekeni açığa çıkaranı mı daha çok sevmez insanlar, açığa çıkması gerekeni örteni mi? İlki. İnsanlık örtüyü icat etmiş. Dil de mücadele edemediğimiz boşluğu doldurmak için gerekli örtü. Kuyuları, içine bakmaya dayanamadığımız kuyuların üstünü kelimelerle örtmeye çalışıyoruz. Ayağımız içine girerse bize faydası yok ama buraya basma demek için yeterli. Kelimelerin üstüne basmayın.


Sonunda özel namına bir şey kalmayacak. Yaşamanın ve oyuna dahil olmanın şartı haline gelecek.

Doğan herkesin isminin olması mecburiyet değil, insan olmanın şartı değil mesela isim sahibi olmak ama kimse itiraz etmiyor. Ben isimsiz olayım diyen yok. Privacy dediğimiz de, isimsizlik gibi. Mümkün ama götürdüğü getirdiğinden daha fazla...

Slaughterhouse Five'da Pek çok dünyalar dolaştım, Dünya dışında bir yerde hür iradeden bahsedildiğini duymadım diye bir ifade hatırlıyorum. Yaklaşık meali. İnsanların bu özgürlük, hususiyet veya hür irade gibi kavramların asıl sebebi bizim içinde yaşadığımız dünyaya yabancılığımız. Ben var, bir de ben olmayan. Ben olmayandan korunmak için benim hür iradem, özgürlüğüm, hususiyetim ve türlü çeşit insani hassam olmalı. Boşluğu doldurmaya çalıştığımız kağıttan kelimeler.


İleride Google gibi şirketlerin de bilgini paylaşmıyorsan, sana hizmet veremiyoruz deme imkanı var. Bir ölçüde bunu diyorlar zaten. Nereye gittiğini paylaşmıyorsan, harita hizmetimizi kullanamazsın. Kim olduğunu paylaşmıyorsan, sosyal ağımızı kullanamazsın.


Şanslıysak paranın tek kıymet olmadığı, teknokratik/infokratik bir sosyal düzen kurulur. Bilgilerimiz sadece robotlarla paylaşılır ve istismar edilmez. Bundan umutlu değilim. Böyle olmazsa da birey diye bir kavram kalmaz artık.

Birey: Tarihin bir döneminde henüz makineler yeterince güçlü değilken ortaya çıkmış ve şu an kimsenin hatırlamadığı bir kavram.


Türk şiirine en büyük katkım şiir yazmamak. Yanlarından geçerken sağırlığımdan memnun olduğum sokak müzisyenlerine benzetiyorum şairi.