Virgül 29 Aralık

Dinin ahlakla ilgisi ne? Dinsiz ahlak mümkün mü? Tersini de sorabiliriz: Ahlaksız din mümkün mü?

Bu ikinci sorunun cevabı dinin ahlakla ilişkisini anlamak için daha uygun. Dini ahlaktan ayırabiliyorsak, ahlakı da dinden ayırma ihtimalimiz belirir.

Ancak birinci mesele tabii ki bu ikisinin tanımları: Din dediğimizin ne olduğunu anlamak için örneklere bakabiliriz, İslam bir din, Hristiyanlık başka bir din, Musevilik, Hinduizm, Budizm, Caynizm, Şinto, Eski Roma ve Grek dinleri, Şamanizm gibi örnekler var. Din nedir? sorusunun (a) bütün bunları kapsayan bir cevabı olmalı ve (b) bunların arasındaki farklılıklar tanımımızı sarsmamalı. O halde mesela tek Tanrı inancı bu dinlerin hepsinde ortak değil ama zımnen de olsa tanrı fikri hepsinde mevcut. Ahiret inancı hepsinde mevcut değil ama hepsinde gelenek var, cemaat hepsinde mevcut, hepsi bir şekilde aidiyet ve kimlik üretiyor. Dinin tanımını yaparken ne olduğuna baktığımız gibi, ne olmadığını da işaret etmemiz gerek.

Bu sebeple dinin üç olmazsa olmazının (1) yaşadığımız dünyaya dair bir anlam sunma, (2) çeşitli uygulamalardan mürekkep bir geleneği yaşatma ve (4) cemaatleşme olduğunu söyleyebiliriz. İçerik olarak baktığımızda tanrı veya dünyanın görünenden ibaret olmaması inancı mevcut olabilir ama bunların işlenmesi ve anlaşılması farklı. Herkesin dini vardır demek, herkes yaşadığı dünyayı onun ötesinde bir şekilde anlamlandırır, bir gelenek üzere yaşar ve toplum içinde bu dinden edindiği bir aidiyeti vardır… anlamına gelir.

İkinci tanım ise ahlak. Bunun sine qua non tarafıysa toplum. İnsan tek başınayken ahlaka ihtiyaç duymaz, bir adada yalnız yaşayan insanın ahlakı yoktur. Hatta ahlak iki kişi araında da neşet etmez, sadece iki kişi arasında davranışları kurallaştırmaya lüzum bulunmaz. Ahlak üç ve daha fazla kişinin arasındaki davranış kurallarını belirler.

Bu durumda başta sorduğumuz soruyu tekrar sorabiliriz: Ahlaksız din olur mu? Cevabımız basit bir hayır olacaktır. Cemaat dinlerin vazgeçilmez bir unsuruysa ve din adını verebileceğimiz bütün oluşumlarda cemaat vardır, ahlak da bir şekilde bu cemaatin davranış kurallarını belirlemek için mevcut bulunacaktır.

Dini ahlaktan arındırmak için bunu cemaatten ayırmak gerekir. Eğer dini bir şekilde cemaatten soyutlarsanız ve onu bireyin kendi kişisel tercihi haline getirirseniz, ahlaksız bir din üretmek mümkün hale gelir.

Modern zamanların kişisel din öğretileri büyük ölçüde ahlaki normlarınızı biz belirleyelim demek. Ahlaki normları, yılbaşında çam ağacı süslemeyi veya Ramazan bayramında şeker vermeyi içine alacak şekilde belirleyen mekanizmalar din ve geleneğin zincirinden kurtulursa, dinin geri kalan tarafının kimseye bir zararı yok. İnsanlar ekonomik ve sosyal alanda kendilerine buyurulan şekilde yaşarsa, cumaları namaza gidip, Ramazan’da oruç da tutabilirler, hatta biz başka bir dünyaya aitiz anlamına gelecek kıyafetler giymeleri bile o kadar önemli olmaz.

O halde ahlaksız din ve dinsiz ahlak aslında kardeştir. Ahlak bir defa dinin zincirlerinden kurtulduğunda, modern ve güzel bir kimliğe kavuşmakla beraber daha şekillendirilebilir hale gelir. Homoseksüel evlilikleri mazur gören bir dinimiz olmayabilir, o halde bu dini kuralları bir kenara bırakır, bu zamanda böyle şey olur mu diye bir diskur benimser ve kolay kolay kimsenin itiraz edemeyeceği örneklerle ahlakımızı inşa ederiz. Modern ahlak veya halk kökünden yaratılışa atıfta bulunan ahlaktan daha uygun bir tabirle etik, insanları ahlaken yoğurulabilir hale getirir. Dinin sevimsiz gelmesinin sebebi de büyük ölçüde bu, bu zamanda böyle şey olur mu? refleksi de, din bize engel oluyor anlamına gelen hintergedanke de böyle.

Dinsiz ahlak oluyor mu, gördüğümüz kadarıyla oluyor, bunun kardeşi ahlaksız din de onunla beraber gelişiyor. İnsanlar ahlak kurallarını Allah için değil de, içinde yaşadıkları toplum için gözetmeye başladıklarında ne din, ne ahlak eskisi gibi kalabiliyor.