Bu memleketle, daha doğrusu memleketin insanıyla ilgili sevmediklerimin başında, bir işi çıktığında illa tanıdık araması gelir. Normal şekilde başvurduğunda da sonuç alacağı işlerde bile bir tanıdık, aman beklemeyelim veya gidip müdürün odasında geyik çevirirken işimiz görülsün hesabı. Otobüs biletini bile tanıdıktan alacak neredeyse.

Şimdi sen sevmiyorsun da Eminciğim, adam bu prensip üzerine kocaman bir örgüt inşa ediyor, hakimleri savcıları bağlıyor, avukatları onlara ekliyor, polisini askerini katıyor ve hooo, bir de bakıyorsun, devleti kitlemeyi dahi becerebilecek durumda. Biz zamanında devlet darbesi nasıl olur diye düşünürken, adam uygulamalı gösteriyor. Prensip de bizim orada bir tanıdık var prensibi.

Yoksa bu adamların hepsi cemaatçi dediğimizde aklımıza gelebilecek dindar insanlar mı? Hiç sanmıyorum artık. Operasyon gastecisinden, yalancı müdürüne, hokkabaz profesöründen, çıkartma kağıdı gazetesine, genelde olduğu gibi cemaatin gayrıdindarları, dindarlarını çekip çeviriyor.

Cemaat dendiğinde, artık Türk'ün bu en sevmediğim özelliğinin vücut bulmuş halini anlıyorum. Bizim orada bir ağabey var cemaati bu. Her tür sahteliği de bu dirsek temasını fazla sevmesinden herhalde.

O sebeple adalet diyecek en son kesim bunlar. Yaptıkları işin artık alenen fitneden başka bir şey olmadığını da biliyorlar herhalde.

Merak ettiğim, içeride kimler ötmeye başladı da, böyle bir aceleyle adamları çıkarmaya çalıştılar. Pasaportlar da hazır mıydı?